Gönderen Konu: YİVSİZ TÜFEKLERDE BALİSTİK PERFORMANSI ETKİLEYEN ATMOSFERİK ŞARTLAR  (Okunma sayısı 422 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Hakan UYAR

  • AvlakForum Üye
  • *
  • İleti: 306
  • Aldigi tesekkur sayisi: 420 kere
  • AVCILIK AVCI SAYFASI
  Değerli forum takipçileri,

  Türkiye’de avcılık ve atıcılık faaliyetleri için piyasada çeşitli ürünler bulunmakla birlikte bilindiği üzere yoğun olarak kullanılanları İtalya ve İspanya menşeili olanlardır. Barut, kovan, tapa, kapsül gibi ürünlerin yerli üreticileri de dâhil olmak üzere hammadde temini yoğun olarak adı geçen ülkelerden sağlanmaktadır. Dolayısıyla bu ürünlerin üretim aşamalarındaki ar-ge çalışmaları da söz konusu ülkelerin coğrafi koşullarına göre şekillenmektedir. İtalya, İspanya ve Yunanistan bulundukları enlem itibari ile ülkemize benzer iklim şartlarına sahip ülkelerdir. Bu ülkelerde kendi dolumunu yapan kişilerin bizlerden çok daha fazla ürüne erişebildiği ve bunları üretimin kurgulandığı iklim özelliklerine sahip coğrafyalarda deneyimledikleri dikkate alınırsa, bahsi geçen ülkelerin forumlarını takip etmek av ve atış tecrübelerinin paylaşılması açısından bizlere pratikte bazı kolaylıklar sağlayacaktır. İtalya ve İspanya gibi Akdeniz Havzası’nda yer alan bazı ülkelerdeki avcı ve atıcıların hangi mevsimlerde, hangi fişek ve barutlardan ne derecede verim aldıklarını (bulundukları lokasyonu da belirterek) paylaştıkları forumlar mevcut. Bu platformlardaki tecrübe paylaşımları, coğrafi kıyaslamalara imkân vermesi bakımından oldukça değerlidir. Örnek vermek gerekirse, Akdeniz ve Ege bölgelerinin kıyı kesimlerinde (Mersin, Adana, Antalya, Muğla, İzmir vb) avlanan bir avcıya benzer coğrafyalar Sicilya, Güney İtalya, Güney İspanya Endülüs bölgesi veya Güney Yunanistan Mora gibi bölgeler olacaktır. Elbette buraların kıyı ve iç bölgeleri farklı özellikler göstereceğinden, forumlarda paylaşılan tecrübeleri kendi coğrafi koşullarınızı dikkate alarak karşılaştırabilirsiniz.

  Av fişeklerinde iç ve dış balistik konuları kuşkusuz son derece önemli ve bir o kadar da karmaşık konulardır. Balistik performans üzerinde etkili pek çok faktörün varlığından söz edebiliriz. Konuyla ilgili çalışmalar genellikle yaralanmalar üzerine yoğunlaşmış adli araştırmalardır. Bu değerlendirme yazısında atmosferik şartların balistik performans üzerindeki etkisi, üzerinde durulacak ana konudur. Zira nemli, kurak, sıcak veya soğuk atmosferik şartlar balistik üzerinde doğrudan etkilidir. Örneğin nemli ve soğuk şartlarda sürtünme fazla olacağından penetrasyon düşer, pattern düzensizlik gösterir. Başka bir deyişle kuru ve sıcak şartlarda penetrasyon artar, pattern daha düzenli olur. Devam eden paragraflarda ayrıntılarıyla açıklanıp örneklenecek bu konuda atmosferik şartlar ile tam olarak neyin kastedildiğinin açıkça anlaşılabilmesi için iklim ve hava durumu konularına değinmek yerinde olacaktır. Buradan edineceğiniz bilgilerden hareketle, kendi bölgenizin atmosferik şartları üzerinden balistik performans değerlendirmeleri yapabileceğinizi umuyorum.

  Genel olarak “iklim” bir bölgede uzun süre etkili olan sıcaklık, nem ve yağış, basınç ve rüzgârların uzun yıllar süren ortalama halidir. Geniş alanlarda ve uzun süre ile etkili olur. Bu yüzden ortalama koşullar ile ifade edilir. “Hava durumu” ise çok daha küçük alanlarda kısa süreli hava olaylarını ifade eder. Örneğin Akdeniz iklimi yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve nemli koşulları ile karakterize olurken yaz aylarında nadiren de olsa yağmur yağışı veya fırtına, kış mevsiminde kar yağışı görülebilir. Çoğumuzun tecrübe ettiği bir günde dört mevsimin yaşanmasını  “hava durumu” olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. Dolayısıyla yapacağınız değerlendirmelerde hem iklim hem de hava durumu koşullarını dikkate almanızı öneririm.

  İklimin üç elemanı vardır: Sıcaklık, Nem (ve yağış), Basınç (ve rüzgârlar). Bunlar arasında en önemlisi, diğer ikisini de etkilemesi bakımından sıcaklık elemanıdır. Sıcaklıkla basınç arasında ters, sıcaklıkla nem arasında doğru orantı vardır. Yani sıcaklık arttıkça basınç (atmosferin yere uyguladığı ağırlık) azalır ve yine sıcaklık arttıkça (çevrede su kaynağı var ise) havadaki nem artar. Burada nemden kasıt (çevrede yeterli su kaynağı var ise) buharlaşarak atmosfere karışan su buharı miktarı yani mutlak nemdir. Nemin diğer çeşitlerine de kısaca değinmek gerekirse maksimum nem, 1 m3 hava kütlesinin nem taşıma kapasitesi, yani hacmidir. Bağıl nem, bir diğer deyişle nisbi nem ise mutlak nemin maksimum neme oranını ifade eder. Örnek vermek gerekirse 20 gr nem taşıma kapasitesine sahip bir hava kütlesinin içinde bulunan mutlak nemi 8 gr ise bu %40 bağıl nem oranına karşılık gelir. Bağıl nemi havanın neme doyma oranı olarak da düşünebiliriz. Türleri ile birlikte ele alındığında açılımı geniş bir kavram olan nem hakkında, konunun uzamaması adına bu yazıda daha fazla teknik ayrıntıya girilmeyecektir. Burada bizleri doğrudan ilgilendiren husus havadaki su buharı moleküllerinin yoğunluğu arttıkça saçmalarda sürtünmenin de artacağı ve buna bağlı olarak hızın düşeceğidir.

  Dünya üzerinde görülen sıcaklıkları etkileyen türlü faktörlerden bahsedebiliriz. Bunlar arasında en belirleyici olanı enlem (ekvatora uzaklık) kavramıdır. Her iki yarımkürede 0’dan 90’a kadar 111 km fark ile geçtiği var sayılan enlem derecelerinden küçük olanları (kabaca 0 - 30° arası) sıcak iklimleri, orta enlemler olarak tanımlananlar (30 - 60° arası) ılıman iklimleri, yüksek enlemler ise (60 - 90° arası) soğuk iklim bölgelerini tanımlar. Benzer enlem derecesine sahip noktaların ekvatora olan uzaklıklarının ve dolayısıyla güneş ışınlarını alma açılarının benzer olduğu düşüncesinden hareketle sıcaklık değerlerinin de birbirine yakın olduğu yorumu sıklıkla yapılır. Ekte bulunan harita üzerinden sizler de ülkelerin, üzerinde bulundukları enlemleri ve buna göre değişen sıcaklık özelliklerini birbirleri ile kıyaslayabilirsiniz.

  Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir başka konu, sıcaklık üzerinde belirleyici tek faktörün enlem olmadığı meselesidir. Sıcaklık ülkelerin sahip oldukları özel konum şartlarına göre de değişkenlik gösterebilmektedir. Yerşekilleri (yükselti-eğim-bakı), denizellik-karasallık, okyanus akıntıları, rüzgârların geliş yönü vb sıcaklık üzerinde etkili olan özel konum şartlarından bazılarıdır. Dolayısıyla sıcaklığı yalnızca enleme göre değerlendirmek yetersiz bir bakış açısı olacaktır. Sıcaklıkla ilgili sağlıklı değerlendirmeler yapılabilmesi için enlemin yanında özel konum şartlarının da dikkate alınması zorunludur. Çok geniş açılımları olan özel konum şartlarını kısa örneklerle açıklamaya çalışayım.

  Yükselti faktörü: deniz seviyesinden yükseldikçe sıcaklık düşer. Yukarıda sıcaklık arttıkça basıncın azaldığı, sıcaklık azaldıkça basıncın arttığına değinmiştik. Ancak burada istisnai bir durum gerçekleşir. Deniz seviyesinden yukarıya çıkıldıkça sıcaklık düştüğü için basıncın artması (havanın üzerimize uyguladığı ağırlığın artması) beklenirken, atmosfer kalınlığı azaldığı için basınç da düşer. Dolayısıyla basınç üzerinde yükselti faktörü, sıcaklıktan daha etkilidir. Özetle, deniz seviyesinden yukarı çıktıkça basınç azalacaktır. Havanın üzerimize uyguladığı basınç azalacağı için sürtünme de azalacaktır. Sonuç olarak penetrasyon artacak, pattern düzenli hale gelecektir.

  Eğim: Yüksek olan her yer eğimli olmayabilir (Örn İç Anadolu Platoları). Eğimli yamaçların bulunduğu arazilerde yamaçlar güneş ışınlarını daha dik açıyla aldıklarından genellikle daha sıcaktırlar ve basınç düşüktür. Dolayısıyla sürtünme azalacağından penetrasyon artacak, pattern düzenli dağılım gösterecektir.

  Bakı: Dağların ekvatora bakan yamaçlarının daha sıcak olması durumudur. Ülkemizin de bulunduğu KYK’da (Kuzey Yarım Küre) dağlarımızın güney yamaçları ekvatora baktığından daha sıcaktır, dolayısıyla basınç düşüktür. Yani sürtünme yine az, penetrasyon yüksek, pattern homojendir.

  Denizellik-Karasallık: Bölgelerin nemlilik koşulları günlük ve yıllık sıcaklık farklarını etkiler. Örneğin Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri hemen hemen aynı enlemlerde bulunmasına rağmen yaz sıcaklıkları karasallık nedeniyle Güneydoğu Anadolu’da daha yüksek, basınç düşüktür. Aynı durum Kıyı Ege ve İç Anadolu Bölgeleri için de geçerlidir. Dolayısıyla karasal bölgelerde sürtünme az, penetrasyon fazla, pattern dengelidir.
Okyanus akıntıları ve rüzgârlar: Ülkemizde okyanus akıntılarından bahsetmek elbette mümkün değil. Ancak bunlar da rüzgârlarla aynı mekanizmaya sahiptir. Geldikleri yerin sıcaklık özelliklerini gittikleri yere taşırlar. Örneğin KYK’da kuzeyden gelen rüzgârlar (karayel, Yıldız, Poyraz) sıcaklığı düşürücü, güneyden gelenler (Samyeli, Kıble, Lodos) sıcaklığı yükseltici yönde etki yapar. Tahmin edildiği üzere sıcak rüzgârların estiği günlerde silahlarınızdan penetrasyon ve pattern anlamında daha iyi sonuçlar almanız beklenir.

  Yukarıda tek tek ele aldığımız iklim elemanlarının etkileri konusunda dikkat edilmesi gereken önemli bir hususa da ayrıca değinmek gerekir. İklim elemanları bir arada ve çok çeşitli kombinasyonlarda etkili olabilmekteler. Örneğin Alçak Basıncın (hafifleyen hava kütlesinin yükselici hareketinin) oluşabilmesi çoğunlukla ısınmaya bağlıdır ancak bu yükselim hareketinin ilerleyen aşamalarında hava kütlesi ısı kaybedeceği için maksimum nemi azalır ve havadaki bağıl nem artar. Dolayısıyla başta az olan sürtünme ilerleyen aşamalarda artabilir. Bunun sonucunda penetrasyon ve pattern konusunda sürtünmeden kaynaklanan değişimlerde belirleyici olduğunu düşündüğümüz atmosferik şartlar, farklı kombinasyonlarda farklı sonuçlar doğurabilir. Bu durum zaman ve mekân ölçeğinde değişkenliğin artmasına neden olacaktır.  Özellikle ince saçmalar bu değişkenlikten daha fazla etkilenecektir. Sonuç olarak özetlemek gerekirse, farklı kombinasyonları olan sıcaklık, nem, basınç elemanları pattern üzerinde (yukarıda anlatıldığı biçimde tek yönlü olmayan) olumlu ve olumsuz etkiler yaratabilir.

(Not: bu değerlendirmeler yapılırken uygun mühimmat kullanıldığı varsaydığımı da belirtmek isterim. )

  Ülkemizde, bilgi birikimi ve tecrübesi ile son derece kıymetli avcı ve atıcılar olduğunu biliyorum. Ancak her fişeğe veya baruta ulaşma şansımızın olmadığı düşünülürse aklımızda bulunan soruların yanıtına ilişkin deneyim paylaşımı veya bazı teorik yaklaşımların birer ipucu olabileceği kanaatindeyim. Bazı çıkarımlar yapmanızı kolaylaştırma niyetiyle kaleme aldığım bu yazının sizlere faydalı olmasını umuyorum.  İbn Haldun’un dediği gibi “coğrafya kaderimizdir”.

  Saygılarımla.

  Hakan UYAR
(Temmuz 2020)


Bu metnin hazırlanmasında aşağıdaki kaynaklardan yararlanılmıştır:
Erol, O. (2004), Genel Klimatoloji (6.Baskı), Çantay Kitabevi, İstanbul
Erinç, S. (1984) , Klimatoloji ve Metodları, İ.Ü. Coğrafya Enstitüsü Yayını, İstanbul
Robinson, P.J. and Henderson-Sellers, A., (1999). Contemporary Climatology. Second Edition, Prentice Hall Inc
Türkeş, M. (2001), Hava, iklim, şiddetli hava olayları ve küresel ısınma. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü 2000 Yılı Seminerleri, Teknik Sunumlar



« Son Düzenleme: 06 Temmuz 2020, 18:47:07 Gönderen: Hakan UYAR »
  • Beretta A400 Xplor Unico
  • Franchi Affinity Wood
1974 ÇANAKKALE