Gönderen Konu: BILDIRCIN GÖÇÜ HAKKINDA  (Okunma sayısı 632 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Kadir YAMAN

  • AvlakForum Üye
  • *
  • İleti: 63
  • Aldigi tesekkür sayisi: 27
BILDIRCIN GÖÇÜ HAKKINDA
« : 13 Eylül 2018, 15:58:04 »
Öncelikle herkese merhabalar. Bıldırcın kuşunun göçü hakkinda oldukca bilgi kirliliği var. İrtifası hakkinda kimisi diyor deniz yuzeyinden ucar kimisi diyor 8 km yuksekten uçar, bu kuş göçe cikmadan once neyi bekliyor ve sahillerimize ulastiginda yoluna devam ediyormu yada iniyormu? En çok merak ettiğim konulardan biri ise neden poyrazda kuş oluyor lodosda olmuyor. Benim az çok arastirmalarim sonucu bilgim var ama emin olamadim sizinde goruslerinizi almak istedim.

SM-C5000 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

  • Huğlu 103 DE - Huğlu 202 B - Huğsan yarı otomatik 191 A - Setter
1998 - Kastamonu - İstanbul
 

Çevrimdışı Rıza BOZOKLU

  • AvlakForum Üye
  • *
  • İleti: 250
  • Aldigi tesekkür sayisi: 196
  • AVCILIK AVCI SAYFASI
Ynt: BILDIRCIN GÖÇÜ HAKKINDA
« Yanıtla #1 : 04 Ekim 2018, 09:50:10 »
Kadir Bey  bıldırcın   gündüz  atmaca gibi  hayvanlara   yem  olmamak için   adeta deniz  yüzeyini  yalayarak uçuyor.
Deniz  seviyesinden  ortalama   yarım metre  kadar yüksekten uçuyor. 
Yüksekten uçan  bir  yırtıcı kuş, alçaktan  uçan  bıldırcın  için  "dalışa  geçmeye  değmez" diye  düşünebilir. 
Ama   geceleri  bıldırcın   yüksek uçuyor.
Dağlara,  tepelere, ağaçlara çarpmamak  için yüksekten uçuyor  olabileceği  gibi,  gece  yer  yüzeyine  yakın avlanan  kukumav kuşu, baykuş  gibi   hayvanlardan  yüksekten uçmak suretiyle   korunuyor  olabilir.
Deniz seviyesinden itibaren her 200 metrede  1 derece sıcaklık düştüğü için  gece  yüksekten  uçmakla  daha  serin  bir  havada  uçmuş oluyor.
Ayrıca deniz seviyesinden  1 km. veya biraz daha  fazla  yüksekten  uçmakla alçaktaki  olumsuz  rüzgarlardan  da  korunuyor  olabilir.
8 Km. olayı  tamamen hikaye.O kadar yüksekte  oksijen bile  az yahu. Adamlar  Everest'e çıkarken  oksijen tüpü  takıyor.
Hayvan göçe  çıkmadan önce    mümkün mertebe  poyraz  rüzgarını arkasına alıyor.
Çünkü  poyraz  rüzgarı  serin  hatta  soğuk olduğu için hayvanın sıcaktan, terden   bayılmasını,  yorulmasını azaltıyor.
Hayvan rüzgarı arkadan aldığı için  daha az kalori ile  daha kolay  uçuyor.
Önden  saatte 100 km.  hızla  esecek  bir  rüzgar mı  sizi  daha kolay  hedefinize  ilerletir, yoksa  arkadan 100  km. hızla esecek bir  rüzgar mı sizi  daha kolay  ilerletir?
Aynı şekilde  20 derece  sıcakta 5 km.  koşu yapmak mı  insanı  daha çok zorlar, yoksa  40  derece sıcakta  koşu  yapmak mı daha çok zorlar? Bunu  böyle düşünün.
Lodosta  yola  çıksaydı  akıntıya kürek çekmek  misali hayvan çok enerji harcayacak  belki  yorgunluktan denize  düşüp telef  olacaktı.
Havaların  soğumasını  bekliyorlar. Soğuyunca  soğuktan donmuyorlar  ama  ilk  poyrazla göçe başlıyorlar.
Rusyanın  kuzey kutbuna  yakın yerleri  güney  kesimlerine göre  erken  soğuduğu  için kuzeydekiler erken  göçe başlıyor.Güney  kesimleri   daha geç  göçe  başlıyor.
Aynı anda Rusya'nın ve Ukrayna'nın   her yeri soğusaydı  2-3  gün içinde   tamamına yakını  göç ederdi.O zamanda  kaç kişi  o  göçü yakalayacaktı da avlanacaktı.
Yani  kuş kuzeyden itibaren  grup  grup  geliyor.  Bu  süreç  genelikle  25-30   gün içinde  tamamlanıyor. Kuşun % 80-90   o zaman  diliminde  göç ediyor.
Ama   tek tük Kasım-Aralık-Ocak hatta  Şubat'ta  bile  kuş geldiği  oluyor. Lapa lapa  kar yağarken  bile  bıldırcın geldiği oluyor. Bunlar en sona  kalan  döküntüler  oluyor.
1985 büyük  kışında   Şubat  ayında   yarım metreden fazla  karda   evimin   yakınından  bıldırcın  kaçırdım. Az ileriye  konmuştu.Babama  haber vermiştim  tüfekle  avlamıştı.
Peki o bıldırcın  Şubat'a kadar  Rusya'da   nasıl  kaldı, nasıl beslendi, ne yedi, ne içti  bilmiyorum.
Ama  kaçırdığım yerde kar yüzeyinde  kalan otların  tohumlarını    yemiş.Bitkileri  teker  teker  dolaşarak  karnını doyurmuştu.


 
 
« Son Düzenleme: 08 Ekim 2018, 11:02:57 Gönderen: Rıza BOZOKLU »
1974 İnebolu/KASTAMONU
 
Bu mesaja tesekkür eden üyeler: Uygar TANDOĞAN, Gökhan AKDOĞAN, M.Burak METİLLİ